30.4.10

small world update

Dünya ne küçük be! Eski erkek arkadaşımın sevgilisi sınıf arkadaşımın filminde oynuyor. Film daha çekilmedi ama felaket bir şey olacak heralde (in a good way). Facebuk linki.
Ben toplamda 10 kişi falan tanıdığım için, böyle bağlantılar çıkınca çok şaşırtır beni. Siz fazla takılmayın, benim tuhaflığım.

Dün elime kırmızı kalemle çizdiğim şeyler çıkmadı. Şimdi sol elimde tuhaf bir pembelik var. Yarın sabah yine duş yapacağım belki hafifler iyice. Her baktığımda gülüyorum. 3 yaşımla 22 yaşım arasında hiç halt değişmedi.

Yine Çalıkuşu'nu okuyorum. tam 10 yıl aradan sonra. Ve tüm o söylediğim havalı yazar ve kitap adları, "En sevdiğim kitap Çavdar Tarlasında Çocuklardır" falan bir yana sanırım benim en sevdiğim kitap bu. Yatmadan önce okumaya başladım duramadım 133e geldim. Dayanamadım bir ufak bloging yapayım dedim. Şu an istediğim tek şey uyumak uyanmak ve kitaba devam etmek (who cares about Cinematography lecture) ama o kadar heycanlandım ki uyuyamıyorum, yatakta debelenip duruyorum. Kitabı kenara koyup ışığı kapatıp sonra tekrar açıp devam ediyorum. Oysaki biliyorum da olacakları yine de...

Bir de bu ufak updateime son vermeden şunu da paylaşmak istiyorum, facebook fotolarında 3mega pikselle sevgilisiyle mıç mıç çekilmiş fotoğraflarını koyan insanlardan nefret ediyorum. Gimme something nice!
Hayatımı facebookta çürütüyorum iyi bir şeyler görmeyi hakediyorum. Ayrıca da bu tip dandik dandik fotoları visual işlerle uğraşan adamlar koyunca daha da sinir oluyorum. Milyonlarca ürünün olduğu bir rafta kendini tanıtacak bir jelatin seçtin, seçe seçe bunu mu seçtir. Para verip de iş yaptırmam sana. Kepaze edersin beni.

bir school night ta bundan iyisi şamda kayısı.
hoşça kalınız.

27.4.10

i love morrisey in the morning

Sabahları yapmayı en sevdiğim şey muzik dinlemek, ne kadar acelem olursa olsun. Bir de duş yapmak. Ama en güzeli duştayken muzik dinlemek..
Her neyse..
Başka bir şey diyecektim ben aslında..

Bugün tam bir Morrissey/ The Smiths günü.. Oysaki salılar bana genelde Notwist gibi gelir.

26.4.10

Gangsta's Paradise

İki gündür içimde bir 90lar aşkı filizlendi.
Dinlediklerim arasında NSYNC, Savage Garden, Verve, House of Pain, No Doubt, Cranberries, Spin Doctors, Jewel... var.
Hepsi "MTV So 90's" in suçu..

awesomeness

Last fm'im şaşkınkınlık içinde iTunes'a bakıyor. Hep beraber oturduk alakaya çay demliyoruz.
Ne kadar eğlendiğimi tahmin bile edemezsiniz.

Viva la One Hit Wonder..

23.4.10

lens.lens.baby.

İlgilenenlere duyurulur, çektik klibi.
21'inde 13:00 de çıktığım eve 22sinde 12:00da geldim. Uyudum uyumasına ama gelemedim kendime. Dizlerim, kalçam morluk içinde. Kredi kartım limite dayandı. Whatever.. ( Eminim babam da whatever diyecektir ekstreyi görünce. Yeay! )




Oscar'a hazırladığım konuşmam,

( Heykelciği gururla havaya kaldırır.)
Öncelikle aileme teşekkür ederim. Ve ekibime..Ekibime çok çok teşekkür ederim. Az ve öz, güzel ekibim.
Özellikle görüntü yönetmenim Hazal olağan üstüydü. Ona, Bahadırhan ve Meriç'i getirdiği için ayrıca teşekkür etmeliyim. Ve Bahadır ve Meriç'e de kıçımı kurtardıkları için..

Her işe koşan, açıklarımı kapatan yardımcı yönetmenlerim Cansu ve Ceren, hayatımın kadrolu erkekleri Mehmet ve Cermi, onlar olmasa bir bok yapamayacağımı biliyorlardır umarım. Gerçekten ne desem az.

Bir sürü koşturması içinde vakit ayırıp akıl fikir verdiği, izin yazdığı, pek çok korktuğum depo insanlarıyla konuştuğu için pek sevgili asistan Alican'a, gördüğüm en harika hoca olan Oğuz Yenen'e ve set fotoğrafçımız Feridun Düzağaç'a teşekkürler. (WTF?)

Ayrıca da son dakikada hayat kurtadığı için Oğulcuğuma, göz yaşartan ekipman desteği için diğer Oğulcan'a minnettarım. - Siz hiç üç 5D mark II'yi aynı anda iş başında gördünüz mü? I don't think so-

Elbetteki grup elemanlarını onların eşlerini dostlarını, klip kızımız Öykü'yü, muhteşem poici Özgürü de unutmamak lazım. Sağolun çocuklar.

( Alkışlarla sahneden iner.)
( İngilizce olunca kulağa daha iyi geliyor.)
( Gerçekten.)

Eğer param kalmış olsaydı hepinize birer hediye alırdım ama son paramı da kırılan ışıkları onarmaya harcayacağım.

Görüntüleri iki kere izledim. Ayıklıyorum yavaş yavaş sonra ver elini apple proress...
Oof daha çok iş var.

Yalnızlığa lanet etmek için çok saçma bir zaman ama şu an yanımda biri oturuyor olsun isterdim.
Afedersiniz kafam bir anlığına boş kaldı hemen işe dönüyorum..

Babam da selam söylüyor..

21.4.10

sen bir şapşalsın moksal

Pek gerginim ve gerginliğimi duş öncesi kendim hakkında saçma listeler yaparak yatıştırmayı deneyeceğim. -En çok vişne reçelini severim. -En sevdiğim sebze salatalıktır. Umarım salatalık sebzedir. Eğer değilse en seviğim sebzeyi patlıcan olarak belirleyeceğim. -En sevdiğim renk siyahtır ama siyah renk değil diyecek olursanız en sevdiğim renk kırmızı diyebilirim. Kulağa çok gotik geldiğinin farkındayım ama alakası yok. Hatta beni kırmızı değil bir giysiyle ojeyle bile görmemiş olmanız gayet mümkün. -En sevdiğim grup, tür yada kitap yok. En sevdiğim kitabı sorucak olursanız panik halinde "Zaman hırsızı" derim ama aslında bir tane en çok sevdiğim kitap yok sanırım. Hele de en sevdiğim filmi sorucak olursanız utançla boynumu eğer aklıma ilk gelen filmi söyler , fight club ya da requiem for a dream olmamasına özen gösteririrm. -En sevdiğim giysim deri ceketim. -En sevdiğim çiçek kışın fulya yazın hüsnü yusuf, hani şu minik pembe mor çiçekleri olan. -Dünya üzerinde en mutlu olduğum yer Bozcada daki evin bahçesi. Ona hoşça kal demek zor olacak. -En çok sevdiğim insan benim, size yalan söylemeyeceğim. -Kitap ve film alışverişi yapmayı seviyorum kendimi entellektüel hissetiriyor. Bir çeşit masturbasyon. Giysi alışverişini hiç sevmiyorum hele de özellikle bir şey bakmaya çıkmışsam gerim gerim geriliyorum. en çok da pantalon denemeye dayanamıyorum. -Tuhaf insanları seviyorum. Biraz sivrilmek yakışır insanlara.. yine de ben yuvarlanmayı tercih ediyorum.