31.3.10

"Don't ever tell anybody anything. If you do, you start missing everybody."

Beni kandırabilirsiniz. Kendinize aşık edebilirsiniz.
Bir kitabın aklıma kazınmış bir cümlesinden bahsederek, bir filmin defterime karaladığım bir repliği tekrar ederek, tesadüfen benim sevdiğim bir şarkıyı mırıldanarak... Bu kadar da yüzeyselim işte.
Zaten uç zevklerim de yok. "Üç festival filmi, dört az bilinen grup bildim mi tamam. Ortamlarda var olmaya yeter de artar." Oh la la!
Şaka bir yana ben neden böyleyim dersiniz? Benim sevdiğim şeyleri başkası sevemez, severse de kesin ruh eşimdir falan mı zannediyorum acaba?
Eğer içten içe buna inanıyorsam kaz kafalının tekiyim demektir.

Aaah. Daha önce müzik zevkine aşık olmuşluğum var. Ama yine olmam.
Ne tuhaf.
Ama şunu saçma bir gururla söyleyebilirim ki, hiç bir zaman beni bir erkeğe çeken şey dış görünüşü olmadı. Hayran hayran baktığım erkekler olmadı demiyorum ama hayatıma sokmak isteğim de aradığım şey dış görünüş değildi.
Hatta bazı çevrelerce çirkinlerden hoşlandığım da söylemiyor. Evet bunu reddedemeyeceğim ama son zamanlarda biraz değişti bu sanırım. Yine de kafasındakilerle beni tavladıktan sonra (çünkü insanlar beni tavlamak için sıraya girmiş bekliyorlar) emo saçları yada göbeği olması bir şey değiştirmez. Acaba?
Bilemiyorum. Karşılaştırma yapamayacak kadar durgun ve ruhsuz bir dönemden geçiyorum

ps: Bu templatei adı sadece far away olduğuiçin seçtim. Ben ve durdurulabilir gitme isteğim.
2 gün sonra daha cıvık sevimlilkte biriyle değiştireceğim. İçimdeki on üç yaşındaki kızı keşfettim.
oops that sounds weird.

26.3.10

I Don't Know What I Can Save You From

Kafam da bir sürü bir şey var. Kağıda deftere yazıyorum da geçiremiyorum buraya. Onlar sanki sadece kağıt dokusunda varolabilirmiş gibi. Tuhaf.
Çok yorgunum.

Blogumu yeniden sevene kadar yazmayacağım.
Zaten çizmiyorum, fotoğraf da çekmiyorum. İş, güç hariç hiçbir şeye heyecan duymuyorum, kimseye bir şeyler ithaf etmek istemiyorum.
Üstüne üstlük layoutumu da sevmiyorum.
Yani ona bir süreliğine hoşçakal diyorum.

Sonra saatleri geri almayı unutmayın pek sevgili dostlarım.

9.3.10

durmak yok. yola devam.


Geçen dönemler de ılımlı tavırlarıyla altını rakiplerine kaptıran Merve Oksal, bu dönem birinciliğe doğru emin adımlarla ilerliyor. " Her şey insan ilişkilerinde bitiyor" açıklaması yapan öğrencinin kendine güveni tam.
Oksal, üç senedir uluslarası platformda en çok nefret edilen öğrenci dalında iletişim fakültesini temsil ediyor. İki kez bronz madalyayı göğüsledi. Güçlü rakiplerine rağmen bu dönemde birinciliğe yükselmesine kesin gözüyle bakılıyor.
*Uluslararası Haberler.

2.3.10

Elope with me Miss Private and we’ll sail around the world..

Uzun pazartesi top 5:

Fireflies- Chris Garneau
Boneless- The Notwist
Piazza, New York Catcher- Belle and Sebastian
Me in you- Kings Of Convenience
House Fire- Someone Still Loves You Boris Yeltsin

Bonus: Use Somebody- Kings Of Leon

Seni gördüğüm an günün en güzel anıydı küçük maymun.