Bazen otobüsteyken motora nasıl bindiğimi yada evden çıkışımı hatırlamadığımı farkediyorum. Artık beynimi kullanmıyorum, motor fonksiyonlara bağlamışım.
Hep aynı şeyleri yapan sıkıcı bir insanım. Ama en azından genelde bu paket programa dahil olan diğer şeyleri yapmıyorum, saçma insanlarla saçma şeyler konuşmak, ölümüne nefret ettiğim insanlara yalancıktan sırıtmak...
Gerçi bunları yapmanın bana zarardan çok faydası olurdu heralde. Sosyallik gerektiren sektörde asosyal bir varlığım ve asosyal kalmakta ısrarcıyım.
Çoğu zaman insanları yeterince akıllı bulmuyorum, akıllı olduğuna inandıklarımdan da korkuyorum çoğu zaman.
Yanlış anlaşılmasın 3-5 arkadaşım var, hepsi de zeki, pratik, komik, "easy going" insanlar ama onları kazanmayı nasıl başarmışım hiç bir fikrim yok inanın. Bir zaman bir şeyleri doğru yapmışım.
Hay yarabbim ne boş bir insanım.
O kadar ki cırcır böceklerinin sesi yükseliyor boynumun üstünde ki boşluktan.
You'll be ok boy.
20.4.10
17.4.10
piyano piyano bacaksız

Bu gün Lale'nin dogum günü ben de ona ona laleler aldım, Kadıköyde konservatuarın yanından.

Piyano çalan çocuk çiçek seçimlerimize katkıda bulundu.
Ceren, deniz manzarasına nazır piyano çalabilmenin çok havalı bir şey olduğunu düşünüyor.
Bence de öyle.

Piyano piyano bacaksızın ne olduğunu asla hatırlamıyorum.
9.4.10
Krupiye
Yalan söylemenin en kötü yanı ne biliyor musun? Bir zaman sonra inanıyorsun yalanına ve doğruyu bilen herkese düşman oluyorsun.
Ve talihsiz bir tesadüf yüzünden, yalanını kapatmak için yalanlar uydururken, çıkarlarını "karşındakini kırmamak kılıfına" uydurduğunu biliyorum. Oysaki senin hiçbir şeyden korkmana gerek yok sende bu yetenek oldukça her şeyin en tepesine çıkarsın ve biz zavallılara asilce el sallarsın, senin gerçekte ne olduğunu bildiğimizi unutarak.
Bu duruma uyacak iki şarkı yolluyorum bu blog aracılığıyla sana, hiç sanmıyorum bakacağını ama...
Nilüfer - Şov Yapma
Morrissey - We Hate It When Our Friends Become Successful
Ve talihsiz bir tesadüf yüzünden, yalanını kapatmak için yalanlar uydururken, çıkarlarını "karşındakini kırmamak kılıfına" uydurduğunu biliyorum. Oysaki senin hiçbir şeyden korkmana gerek yok sende bu yetenek oldukça her şeyin en tepesine çıkarsın ve biz zavallılara asilce el sallarsın, senin gerçekte ne olduğunu bildiğimizi unutarak.
Bu duruma uyacak iki şarkı yolluyorum bu blog aracılığıyla sana, hiç sanmıyorum bakacağını ama...
Nilüfer - Şov Yapma
Morrissey - We Hate It When Our Friends Become Successful
5.4.10
Upsy Daisy!
İki sene önce,
O gün üstümde kırmızı coca-cola tshirtüm, üzerimden çıkarmadığım yeşil hırkam ve deri ceketim, altımda mavi marka lindy model lacivert kotum ve kırmızılı vondutch ayakkabılarım vardı.
Nisan başıydı. Çimlerde oturmuştuk. Pazar günüydü.
Altı sene önce,
Ocaktı. Okuldan yeni geldiğim için üzerimde siyah kotum ve sarı gömleğim vardı ama kravatımı çıkarıp odamda yere atmıştım.. Telefondaydım. Koridorda mutfak kapısına dayanmıştım. Güneş arkamda batmak üzereydi. Önce kahkahayla çığlık arası bir şey atmamak için ağzımı kapadım sonra sırt üstü yere uzandım.
O zamanlar yerler halıydı.
On dokuz sene önce,
Gittiğim ana okulunda minik bir bilardo masası vardı. Büyük çocuklar Deniz'le benim oynamamıza izin vermemişlerdi. Bir tanesi sarışındı ve kırmızı bir kazağı vardı.
Süper hafıza, söyle ne faydan var bana.
En saçma ayrıntıları hatırla ama upload, ekipman teslimi falan filan tarihlerini unut. Oldu mu şimdi?
Bir arkadaşım kızlarla konuşurken onlara körfez savaşını hatırlayıp hatırlamadıklarını soruyordu.
Ben hatırlamıyorum. Ama ben Irak savaşının ne zaman başladığını bile hatırlamıyorum. Ama sor, lisenin ilk günü ne yaptın diye, saçımı nasıl topladığımdan kimlerle ne konuştuğuma kadar en ince ayrıntısına kadar anlatabilirim.
Seçici hafıza benimkisi.
Upsy Daisy!
Lanet bahar ayları.
O gün üstümde kırmızı coca-cola tshirtüm, üzerimden çıkarmadığım yeşil hırkam ve deri ceketim, altımda mavi marka lindy model lacivert kotum ve kırmızılı vondutch ayakkabılarım vardı.
Nisan başıydı. Çimlerde oturmuştuk. Pazar günüydü.
Altı sene önce,
Ocaktı. Okuldan yeni geldiğim için üzerimde siyah kotum ve sarı gömleğim vardı ama kravatımı çıkarıp odamda yere atmıştım.. Telefondaydım. Koridorda mutfak kapısına dayanmıştım. Güneş arkamda batmak üzereydi. Önce kahkahayla çığlık arası bir şey atmamak için ağzımı kapadım sonra sırt üstü yere uzandım.
O zamanlar yerler halıydı.
On dokuz sene önce,
Gittiğim ana okulunda minik bir bilardo masası vardı. Büyük çocuklar Deniz'le benim oynamamıza izin vermemişlerdi. Bir tanesi sarışındı ve kırmızı bir kazağı vardı.
Süper hafıza, söyle ne faydan var bana.
En saçma ayrıntıları hatırla ama upload, ekipman teslimi falan filan tarihlerini unut. Oldu mu şimdi?
Bir arkadaşım kızlarla konuşurken onlara körfez savaşını hatırlayıp hatırlamadıklarını soruyordu.
Ben hatırlamıyorum. Ama ben Irak savaşının ne zaman başladığını bile hatırlamıyorum. Ama sor, lisenin ilk günü ne yaptın diye, saçımı nasıl topladığımdan kimlerle ne konuştuğuma kadar en ince ayrıntısına kadar anlatabilirim.
Seçici hafıza benimkisi.
Upsy Daisy!
Lanet bahar ayları.
kadehimi kendi şerefime kaldırıyorum.
Kendimi dışlanmış hissediyorum.
Sanki bütün arkadaşlarım parkta oyun oynamaya çıkmışlar da beni çağırmamışlar gibi. Evet tam da böyle hissediyorum.
Böyle zamanlarda teknolojiden özellikle de internetten nefret ediyorum.
Shane Dawson videoları izlemiyor olsam fişini çekiveririm internetin ve aklımı tamamıyla şu anda comedymax de dönmekte olan Californication a verebilirim.
Sizce şarkı Californicationı mı bilen daha çoktur dizi Californicationı mı?
Şişşt Fringe başladı!
Sanki bütün arkadaşlarım parkta oyun oynamaya çıkmışlar da beni çağırmamışlar gibi. Evet tam da böyle hissediyorum.
Böyle zamanlarda teknolojiden özellikle de internetten nefret ediyorum.
Shane Dawson videoları izlemiyor olsam fişini çekiveririm internetin ve aklımı tamamıyla şu anda comedymax de dönmekte olan Californication a verebilirim.
Sizce şarkı Californicationı mı bilen daha çoktur dizi Californicationı mı?
Şişşt Fringe başladı!