photography etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
photography etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.4.10

piyano piyano bacaksız


Bu gün Lale'nin dogum günü ben de ona ona laleler aldım, Kadıköyde konservatuarın yanından.

Piyano çalan çocuk çiçek seçimlerimize katkıda bulundu.
Ceren, deniz manzarasına nazır piyano çalabilmenin çok havalı bir şey olduğunu düşünüyor.
Bence de öyle.

Piyano piyano bacaksızın ne olduğunu asla hatırlamıyorum.

16.1.10

mutsuz çocuk


Sayısız lezzet seçeneği arasından bazıları maalesef bu kutuya sığmadı.
Aradığınız bir lezzeti kaçırdıysanız özür dileriz.

Jelly Bean Yetkilileri

18.12.09

big.boy.come.on.

Diyetimden vazgeçip Mika'dan "Big girl" eşliğinde dans edeceğim.
Ne yapalım yani çıkıntılarımz var ise. Ona "curves in all the right places" denir bir kere.

"You take your skinny girl and multiply her by four
Now a whole lot of woman needs a whole lot more"

..diyor, ağzıma bir avuç jelly bean tıkıştırıyor ve dansıma başlıyorum.
İyi oldu. Zaten bugünki modern dans rutinimi aksatmıştım.

Ama dansıma eşlik edecek bir kavalyem olsa hiç fena olmazdı. Annem içerde Hanımın Çiftliği izlerken biz salonda dans ederdik..

14.12.09

Let me take your hand. I'm shaking like milk.

I try to laugh about it, cover it all up with lies
I try to laugh about it,hiding the tears in my eyes
Because boys don't cry.
Ben de zaman zaman bir oğlan çocuğu oluyorum. Demek ki ağlamamalıyım.
Bu günü de The cure günü ilan ettim. Özlemişim.

Eve erken geldim.
Hiçbir şey yapmadım.
Hiçbir şey için endişelenmedim.
Uykum geldi. Ve yatabilirim eğer istersem.
Uzun zamandır ilk defa bir tercih meselesi uyumamak.

Across the Universe'i izledik babamla. Çok mutluyduk.
Müzik, giysiler ve zaman üzerine konuştuk, o bana büyük yakalı gömleklerini anlattı ben ona en sevdiğim Beatles şarkısını neden sevdiğimi.

Şanslı bir hatunum ben.
Her zaman yanımda olan bir ailem var, ben iyi bir evlat olmasam da.
Ve bir kaç güzel arkadaşım var, ben iyi bir arkadaş olmasam da.

Smile like a weasel my friend.


tekinsiz huzur.

29.10.09

şarkı.bir.fetiş


Soğuk ülkelerde sıcak şarkılar dinleyelim.
Sözlerini anladıklarımızı daha çok benimseyelim, "ben söyleseydim de aynı böyle söylerdim" diyelim. Anlamadıklarımız da mır mır mırıldanalım. Ne dediğini merak edelim.
Bazen de yanlış anlayalım. Ama çok sevelim. Doğrusunu öğrenince bile yanlışını daha çok sevmeye devam edelim.

Kimsenin bilmediği bir şarkıyı biz biliyor olalım.
İkimizde aynı nakaratı söylemeye başlayalım, çok şaşıralım, konuşamayalım.

Yollarda gidelim. Otobüslerde, gemilerde, trenlerde, uçaklarda.
Arabada ben yolcu koltuğunda, sağımızda günebakan tarlası, solumuzda Kings of Convenience. O kadar sinematografik olsun ki ağlamak isteyelim. Ama ağlamayalım, gülümseyelim.
Babamla annemi arayayıp ne kadar mutlu olduğumu anlatmak isteyeyim.

Başka ülkelerde, bilinmeyen şehirlerde, kalabalık pistlerde dans edelim.
Yabancıların bize öğretmesine izin verelim danslarını, şarkılarını. Bir nüansı keşfedelim mutlu olalım.
Yabancılar, daha fazla yabancı kalamasın.

Ve tabi bir de sen varsın.
Hikaye de hiç yer almayan, sadece prologueda bahsi geçen..
Sen benim "Kibirli Ceviz"imsin.
Ama bunu sana hiç bir zaman söyleyemeyeceğim. Sen de hiç bilmeyeceksin.
Bir talcid atacağım ve benim içimde biteceksin.

Ama saat hep 09:09, 16:16, 17:17... olduğunda beni düşündüğüne inanacağım. Doğru olmasa bile.
Söz saatin başında oturmayacağım.
Sahtekarlık olur o zaman.

Gün olurda bir gün bunu okursan, sen de şöyle mırıldanırsın:
"Stay out of trouble,
Stay in touch
Try not to think about me too much."
Çünkü bu benim hikayem.

27.10.09

Öğrenmeyeceğimi mi sandın?

Hepimiz üçkağıtçıyız.

Sen benden biraz daha iyisin.
Çünkü ben beceremiyorum yalan söylemeyi de, yalanı anlamayı da.
Herkese, her şeyi, hemen söylemek istiyorum.
Kendimi tutamıyorum.
Bazen de içimdeki şirret canavarı tutamıyorum -ama bu bambaşka bir konu, bunu bilahere konuşalım-.

Gitsin artık beynimdeki tilkiler.
Senin gibi olmak istemiyorum.
Bu görünmez kavgayı istemiyorum.
Seni yenmek de, sana yenilmek de istemiyorum.
Sana yeniliyormuş gibi yapmak da istemiyorum.

Herkesde bir silah. Sen vermişsin ellerine üstelik.
Ama kimse seni vurmuyor.
Çünkü kimse cesedinle uğraşmak istemiyor.

27.9.09

saatleri geri almışız gibi hissediyorum.

"I think I've bought everything we need
Don't look back, don't think of the other places you should've been
It's a good thing that you came along with me"
Dese biri bana. Ben de ona bakıp gülümsesem.

Belki de ait hissediceğim yere gitmem değil, götürülmem gerekiyordur. Belli mi olur?



Wave goodbye

10.8.09

kız dramaları, üzer beni.

Frijit bir ilköğretim resim ögretmeninin ruhuna ve egosuna sahibim vallahi.
Adimi Ginger yada Amber falan yapsam kendimi daha seksi hisseder miyim?
Hayatımda ne değişir dersiniz a dostlar?
Evet, evet biliyorum.
Ben kendi kendime yaptım bunu.
Lost in lost vallahi.
Ama ben yine de bana dünyanın en "lame" adını verdiklerinden dolayı ailemi suçlayacağım.
Ve bir gün olmasını umduğum çocuğuma tuhaf bir isim vererek onu bu sorunsallardan koruyacağım.
Ya da zavallı bir antisosyal yaratacağım.
Hep beraber görceğiz..

Ama beni şu an kafamda ki greace kıvrımlı pony tail ım ve üzerimdeki 88 beden büyük erkek gömleğimle görseniz, adımı Jenna Jemason bile yapsam simli stiptizci seksapelitesine asla sahip olamayacağım kanısına varırsınız.
Kaldı ki büyük ihtimalle haklı olursunuz.
Ama bu haklılığınınızı dile getirirseniz külahları değişiriz, haberiniz olsun.

My best -girl- friend tarzımdan şikayetçi olduğum da söylenemez.
Pek harika değil elbette ama kolay.
Ve ben tembelim.
Ama arada bir de "dişi" olmak istiyor insan. Naaparsın.

İşte ben, evde tek başıma olunca bazen böyle şeyleri düşünüyorum.
Gerçi evde bir kız arkadaşım olunca da bu tip şeyler düşünüyorum, beraber düşünüyoruz.
Daha mantıklı şeyler de düşünüyoruz.
Ama malumunuz hayat bu, genelde sıkıcı.
Birbimizin saçlarını örüp, yastık kavgası da yapmayacağımıza göre...

Velhasılı kelam. Enişteme selam.

Etrafta uçuşmakta olan bin bir tane saçmalığın yanı sıra, beni en derinden etkileyen şey sofbenimin bozulması oldu. Onun yoklugunda depresyondan depresyona sürükledim. Soguk suyla yıkanmaktan sinüzit olmam da cabası.
Üstelik babamın hesabından çektiğim 50 tlnin 45ini tamirciye verip bir paket de camel alınca yine sabah ki 10 liram ile kalakaldım.

Bize küçük hesaplar yaptıran hayat utansın.

9.8.09

fotojurnal. deniz'in deniz sefası

tanımadığım insan
babam ve über cool tişörtü
antalya.

taaa mayıstan kalma

26.6.09

Hoppala paşam. Malkara. Keşan.


Taa Keşandan başlıyor Yunan radyoları çekmeye.

Ada notları



24.06.
Annem dün akşam farları açık unutmuş. Sabah bir baktık akü bitmiş.
Neyse ki Recai Bey var.

25.06
Eski Tekel fabrikasını Reşit almış. Corvus onlarınmış. Aferim onlara
Corvus latince karga demektir.
Adanın kargaları da tuhaftır. Küçüktür, enseleri gridir, gözleri de mavidir

15.6.09

29.4.09

pilot

7 dakikada neler neler olur sen biliyor musun?

.
bir zaman önce oğulla helvetiada.

17.4.09

Bu gün Lale'nin doğum günü.


Anneme doğduğu için teşekkür ederim. İyi ki doğmuşsun.

13.4.09

iki çay lütfen.


biraz daha oturup çok önemli şeyler konuşucaz da..

oğulcansu.
helvetia.