morrisseysellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
morrisseysellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.6.10

that's how people grow up.

Uzak bir yerlere gitmek istiyorum telefonun, internetin ya da tanıdıkların olmadığı. Kısadan uzun, uzundan kısa bir zaman orada kalmak, tek başıma sergi müze gezmek, sokakta oturmak, bol bol ağlamak istiyorum. Ve yeterince arındıktan sonra olana yada olamayana takılmadan, sadece o spesifik anda orada olmaktan mutlu olmak istiyorum, geleceği kurmadan, geçmişi kurcalamadan..

Ama unuttuğum kadar unutulmaktan, geri döndüğümde geride kimsenin kalmamış olmasından korkuyorum.

Ne de olsa buradayken bile uzağım.

Bu kadar depresif olduğum için kendime biraz mesafeli yaklaşmaya başladım. Ama yapacak bir şey yok.
Kaburgalarım ciğerlerime nahoş bir baskı yapıyor. Geceleri uyumayı unuttum.
Mutsuzum. Lanet bir burjuva en çok ne kadar mutsuz olabilirse o kadar mutsuzum. Yediklerim midemde zıplarken, yemediklerim arkamdan kovalıyormuşcasına mutsuzum.
Evde daha da mutsuzum. Evde mutsuzum. Çok mutsuzum. Ama gidecek başaka yerim yok. Bunun için de ayrı bir mutsuzum.

Bugün "Çay Rusçada da ras ras" diye bir cümle kurdum, "çay Rusçada da çay" dediğime inanarak. O derece tuhaf kafalardayım.

27.4.10

i love morrisey in the morning

Sabahları yapmayı en sevdiğim şey muzik dinlemek, ne kadar acelem olursa olsun. Bir de duş yapmak. Ama en güzeli duştayken muzik dinlemek..
Her neyse..
Başka bir şey diyecektim ben aslında..

Bugün tam bir Morrissey/ The Smiths günü.. Oysaki salılar bana genelde Notwist gibi gelir.

9.4.10

Krupiye

Yalan söylemenin en kötü yanı ne biliyor musun? Bir zaman sonra inanıyorsun yalanına ve doğruyu bilen herkese düşman oluyorsun.
Ve talihsiz bir tesadüf yüzünden, yalanını kapatmak için yalanlar uydururken, çıkarlarını "karşındakini kırmamak kılıfına" uydurduğunu biliyorum. Oysaki senin hiçbir şeyden korkmana gerek yok sende bu yetenek oldukça her şeyin en tepesine çıkarsın ve biz zavallılara asilce el sallarsın, senin gerçekte ne olduğunu bildiğimizi unutarak.

Bu duruma uyacak iki şarkı yolluyorum bu blog aracılığıyla sana, hiç sanmıyorum bakacağını ama...

Nilüfer - Şov Yapma
Morrissey - We Hate It When Our Friends Become Successful

29.11.09

everyday.sunday.

Bu günü Morrissey günü ilan ettim kendime. Her şey Everyday is like sunday'le başladı. Ve yaklaşık 6 saattir sadece Morrissey dinlemekteyim. Tabi The Smiths siz Morrissey olmayacağından çeşni olarak da Smiths dinlemekteyim.
Her şarkıda neden sevdiğmi hatırlayıp tekrar tekrar hayran oluyorum.
Şarkı adlarını dövme yaptırmak, sözlerini duvarlara yazmak, şarkılara resimler yapmak istiyorum.
"Rejection is one thing
But rejection from a fool is cruel.
And i don't mind if you forget me..

having learned my lesson
I never left an impression on anyone."

Ve daha niceleri ile doldurmak istiyorum sayfaları ama durduruyorum kendimi. Çünkü kimse copy paste yazıları okumaktan hoşlanmaz.

Nefretim, kinim, kırılmış egom, hepsi bir yer buluyor. O kadar mutsuzum ki. O kadar ağlamak istiyorum ki. Ama kendim için ağlamak, kimse için değil, olan yada olmayan şeyler için değil. Sadece kendim için.
Ve bağıra bağıra söylemek istiyorum,
"I've come to wish you an unhappy birthday. 'Cause you're evil and you lie. And if you should die, I may feel slightly sad. But I won't cry."

Viva Hate