13.6.10
7.6.10
heart skipped a beat
Önce üzülüyorsun. Çok üzülüyorsun. Konuşamıyorsun. Konuşsan da diyecek bir şey bulamıyorsun.
Sonra çaresizlik geliyor. Sıkışıyorsun, göğsüne bir fil rahatça yerleşmiş gibi.
Ve ardından öfke.. Miden yanıyor, dişlerin sıkılıyor. Hırpalamak, acıtmak, bağırmak isteği önüne geçilemez bir hal alıyor. Kafanda olası diyaloglar hazırlıyorsun, tekrarlıyorsun kendi kendine.
Sonra bir anda fark ediyorsun, ne yaparsan yap, ne kadar cümle kurarsan kur, değişmeyecek.
Ve sakinleşip sessizce ağlıyorsun.
İşte pişmanlık böyle bir şey.

This is a quicksand.
Sonra çaresizlik geliyor. Sıkışıyorsun, göğsüne bir fil rahatça yerleşmiş gibi.
Ve ardından öfke.. Miden yanıyor, dişlerin sıkılıyor. Hırpalamak, acıtmak, bağırmak isteği önüne geçilemez bir hal alıyor. Kafanda olası diyaloglar hazırlıyorsun, tekrarlıyorsun kendi kendine.
Sonra bir anda fark ediyorsun, ne yaparsan yap, ne kadar cümle kurarsan kur, değişmeyecek.
Ve sakinleşip sessizce ağlıyorsun.
İşte pişmanlık böyle bir şey.

This is a quicksand.
6.6.10
writer's block.
Hiç bir şey yapamıyorum. Okuyamıyorum, yazamıyorum, çizemiyorum. Kurulu fırın saati gibi uyanıyorum her saat başı. Gökyüzünün aydınlandığını gördükten sonra pes ediyorum. Siktir et, henüz herkes uyuyorken bir sigara içeyim diyorum.
Ah Merve işte hep bu negatif tavırların yüzünden kaybediyorsun. Gülümse sunshine!
Kimseye kızmıyorum, kendime de kızmıyorum hiçbir şey için. Her şey olacağına varır. Böyle olması gerekiyormuş. Anlatsan anlatılmaz, satsan satılmaz. Paylaşmak bir işe yaramaz. Toplasan on cümleyi bulamaz.
Bununla yaşanır mı? Yaşanır.
Peki istiyor muyum? Hayır.
itunesumun da mutsuz.
5.6.10
that's how people grow up.
Uzak bir yerlere gitmek istiyorum telefonun, internetin ya da tanıdıkların olmadığı. Kısadan uzun, uzundan kısa bir zaman orada kalmak, tek başıma sergi müze gezmek, sokakta oturmak, bol bol ağlamak istiyorum. Ve yeterince arındıktan sonra olana yada olamayana takılmadan, sadece o spesifik anda orada olmaktan mutlu olmak istiyorum, geleceği kurmadan, geçmişi kurcalamadan..
Ama unuttuğum kadar unutulmaktan, geri döndüğümde geride kimsenin kalmamış olmasından korkuyorum.
Ne de olsa buradayken bile uzağım.
Bu kadar depresif olduğum için kendime biraz mesafeli yaklaşmaya başladım. Ama yapacak bir şey yok.
Kaburgalarım ciğerlerime nahoş bir baskı yapıyor. Geceleri uyumayı unuttum.
Mutsuzum. Lanet bir burjuva en çok ne kadar mutsuz olabilirse o kadar mutsuzum. Yediklerim midemde zıplarken, yemediklerim arkamdan kovalıyormuşcasına mutsuzum.
Evde daha da mutsuzum. Evde mutsuzum. Çok mutsuzum. Ama gidecek başaka yerim yok. Bunun için de ayrı bir mutsuzum.
Bugün "Çay Rusçada da ras ras" diye bir cümle kurdum, "çay Rusçada da çay" dediğime inanarak. O derece tuhaf kafalardayım.
Ama unuttuğum kadar unutulmaktan, geri döndüğümde geride kimsenin kalmamış olmasından korkuyorum.
Ne de olsa buradayken bile uzağım.
Bu kadar depresif olduğum için kendime biraz mesafeli yaklaşmaya başladım. Ama yapacak bir şey yok.
Kaburgalarım ciğerlerime nahoş bir baskı yapıyor. Geceleri uyumayı unuttum.
Mutsuzum. Lanet bir burjuva en çok ne kadar mutsuz olabilirse o kadar mutsuzum. Yediklerim midemde zıplarken, yemediklerim arkamdan kovalıyormuşcasına mutsuzum.
Evde daha da mutsuzum. Evde mutsuzum. Çok mutsuzum. Ama gidecek başaka yerim yok. Bunun için de ayrı bir mutsuzum.
Bugün "Çay Rusçada da ras ras" diye bir cümle kurdum, "çay Rusçada da çay" dediğime inanarak. O derece tuhaf kafalardayım.
23.5.10
old maid
Bir kaç saat sonra Antalyaya gitmek üzere yola çıkıyorum. Uzun otobüs yolculuklarından nefret ediyorum. Gerçi bindikten sonra da hiç bitmesin istiyorum. Hep gidelim.
Gitme hissini seviyorum.
Ama bu gün biri bana gitme desin isterdim. Biri gitme dese hemen Ulusoya koşar biletimi iptal ettirdim, gitmezdim.
Nedense bu bir kaç günün hayatımın en güzel günleri olacağına inanmıştım. En azından bir kaç aydır süregelen tuhaf işkolik boş hayatımın.
On the bright side, sonunda direksiyon sınavından geçtim. hurreeey!
Bu yaşta bu kadar mutsuz olmamamlı insan.
Dertleri henüz azken mutlu olmalı, dışarı falan çıkıp kelebek kovalamalı, baloncuk yapmalı...
Kendini bomboş bombok bir "old maid" gibi hissetmek için çok erken.
Küçük depresif kişiliğimden nefret ediyorum. Hüzünlü bir palyaço gibi hissediyorum kendimi - ki palyaçoları da hiç sevmem, bir keresinde Kadıköyde palyaço kovalamıştı beni- Komik bir insanım kendince, sadece belli insanlara hitap eden bir espri anlayışına sahibim. Amerika da yaşıyor olsam pis komedi kluplerinde çıkar meşur olmaya çalışırdım. Ya da belki striptizci olurdum. Bilmiyorum. İş iştir.
Sonsuza dek bu koltukta kalmaktan korkuyorum.
Gitme hissini seviyorum.
Ama bu gün biri bana gitme desin isterdim. Biri gitme dese hemen Ulusoya koşar biletimi iptal ettirdim, gitmezdim.
Nedense bu bir kaç günün hayatımın en güzel günleri olacağına inanmıştım. En azından bir kaç aydır süregelen tuhaf işkolik boş hayatımın.
On the bright side, sonunda direksiyon sınavından geçtim. hurreeey!
Bu yaşta bu kadar mutsuz olmamamlı insan.
Dertleri henüz azken mutlu olmalı, dışarı falan çıkıp kelebek kovalamalı, baloncuk yapmalı...
Kendini bomboş bombok bir "old maid" gibi hissetmek için çok erken.
Küçük depresif kişiliğimden nefret ediyorum. Hüzünlü bir palyaço gibi hissediyorum kendimi - ki palyaçoları da hiç sevmem, bir keresinde Kadıköyde palyaço kovalamıştı beni- Komik bir insanım kendince, sadece belli insanlara hitap eden bir espri anlayışına sahibim. Amerika da yaşıyor olsam pis komedi kluplerinde çıkar meşur olmaya çalışırdım. Ya da belki striptizci olurdum. Bilmiyorum. İş iştir.
Sonsuza dek bu koltukta kalmaktan korkuyorum.