Beni kandırabilirsiniz. Kendinize aşık edebilirsiniz.
Bir kitabın aklıma kazınmış bir cümlesinden bahsederek, bir filmin defterime karaladığım bir repliği tekrar ederek, tesadüfen benim sevdiğim bir şarkıyı mırıldanarak... Bu kadar da yüzeyselim işte.
Zaten uç zevklerim de yok. "Üç festival filmi, dört az bilinen grup bildim mi tamam. Ortamlarda var olmaya yeter de artar." Oh la la!
Şaka bir yana ben neden böyleyim dersiniz? Benim sevdiğim şeyleri başkası sevemez, severse de kesin ruh eşimdir falan mı zannediyorum acaba?
Eğer içten içe buna inanıyorsam kaz kafalının tekiyim demektir.
Aaah. Daha önce müzik zevkine aşık olmuşluğum var. Ama yine olmam.
Ne tuhaf.
Ama şunu saçma bir gururla söyleyebilirim ki, hiç bir zaman beni bir erkeğe çeken şey dış görünüşü olmadı. Hayran hayran baktığım erkekler olmadı demiyorum ama hayatıma sokmak isteğim de aradığım şey dış görünüş değildi.
Hatta bazı çevrelerce çirkinlerden hoşlandığım da söylemiyor. Evet bunu reddedemeyeceğim ama son zamanlarda biraz değişti bu sanırım. Yine de kafasındakilerle beni tavladıktan sonra (çünkü insanlar beni tavlamak için sıraya girmiş bekliyorlar) emo saçları yada göbeği olması bir şey değiştirmez. Acaba?
Bilemiyorum. Karşılaştırma yapamayacak kadar durgun ve ruhsuz bir dönemden geçiyorum
ps: Bu templatei adı sadece far away olduğuiçin seçtim. Ben ve durdurulabilir gitme isteğim.
2 gün sonra daha cıvık sevimlilkte biriyle değiştireceğim. İçimdeki on üç yaşındaki kızı keşfettim.
oops that sounds weird.