19.8.10

soya.çekim

Daha birkaç gün önce yazmayacağım demiştim ama yalancı olduğumu zaten biliyorsunuz. Bu yüzden uzun uzun açıklamayacağım ve yazıma geçeceğim.
..........

Bir kaç zamandır kafamda dönüp dolaşan bir cümle var, nedense kafamda ilk kurulduğunda ingilizce oluştu, bazı cümleler türkçeye çevirince büyüsünü kaybediyor, o da öyle kalıverdi. Her neyse, kafamda şu geziniyor, "family is trouble".
Bunun gerçekten bana ne ifade ettiğini anlatabilmem için gereksiz bir açılıma girmem gerekecek ve düzenli olarak uluslararası magazin programları izlediğim için çok iyi bildiğim bir gerçek var, o da ailenin kirli çamaşırlarını dökmenin hiçbir zaman hiç kimseye faydası dokunmadığıdır. Bir gün gelir seni popondan ısırıverir.

Ama ifşa etmeden anlatabilinecek şeyler de vardır, çünkü her ailede bir tane çatlak büyük hala, bir kara koyun kuzen, bir hayırsız dayı ya da paragöz bir teyze (vb.) mutlaka vardır. Ya da hiç olmadı, bir hasta dede, bir alzheimerlı büyük anne vardır. Belki hiç umursamazsın, belki her şey daha senin kulağına gelemeden kuma gömülür belki de sen onlarla kuma gömülürsün, asla sana ait olayan sorunların bir şekilde sana değen ucuyla onlarla beraber sürüklenirsin. Öyle yada böyle aile ölünceye kadar peşinizi bırakmayacak bir beladır. Atsan atamazsın satsan satamazsın. Hep kafanın üstünde bir bulut gibi taşırsın, bazen güneşli havalarda olur ama yağmur taşıdığında sığınacak hiç bir yer bulamazsın çünkü zaten altına sığınabileceğin en güvenilir sığınak da yine onlardır.  En kötüsü de her şeyi "senin iyiliğin için" kılıfına uydurarak yaparlar ki bu da onlardan huzur içinde nefret etmene engel olur. Fedakarlıkların altında ezilirsin, birden bire büyüyüverirsin yada hep çocuk kalırsın. Seni dindar, inançsız, bencil, pozitif, verici, itaatkar yapabilirler ya da doktor, avukat vs. Ne kadar inkar edersen et sen onların bir parçasısındır. Belki parçasından çok eseri demek daha doğrudur çünkü genleri bir yana bıraksak da armut elbette ki dibine düşecektir. İstemesen de bir şeylerin hep onlara benzeyecektir.

Doğruyu söylemek gerekirse ben hiç bir zaman ailesinden nefret eden asi velet olmadım. Ergenliğin en ateşli zamanında bile. Hatta babam benim kahramanımdı, onun hikayeleri, gençliği, inançları, inceliği, cntilmenliği, yaptığı her şey benim yapmak istediğimdi şeydi. Büyüyünce O olmak istiyordum, annemle babamın ilişkilerine sahip olmak, onlar gibi mutlu olmak.. vs vs
Geçen zaman getirdiği hayal kırıklığıyla  yıldırmış olsa da tam olarak değiştiremedi olmak istediğim şeyi. Ama değişti, kesinlikle değişti, biraz ondan biraz bundan başka bir şey oldum çıktım.

Babam hala tanıdığım en cool adam ama büyüdükçe süper kahraman kostumünün altındaki adamın kusurlarını da gördüm, annemin ise hiç de kurtarılmayı bekleyen zavallı kadın karakter olmadığını, Lois Lane'den çok Wonder Woman'ı andırdığını...
Belki biz fazla yakındık, belki içimizde kalması gereken şeytanları birbirimiz üstüne salmaktan çekinmedik. Bu yüzden kostümlerimiz biraz yırtık pırtık, bu yüzden kimsenin bizi üzemeyeceği kadar üzebildik birbirimizi ama sevemeyeceği kadar sevdik de. Sanırım. Ama aile olmak böyle bir şey değil mi?
Seni hayata hazırlıyor, öyle bir seviyor ki başka kimsenin sevgisi yetmiyor, onlarınkinden sonra hiçbir şey çok canını yakamıyor, kimsenin kaybı onların ki kadar derin boşluk bırakmıyor (taa ki kendi aileni kurana kadar). Sadece anne baba da değil, teyzesi, amcası... ma-aile sana sıkıştırılmış bir kurs sunuyor, bir nevi survival guide hazırlayıp, to do ve not to dolarla önüne seriyorlar.

Aile tuhaf şey. Gerçekten. Çözemiyorsun da. Onlarla da onlarsız da olmuyor.
Kapalı kutu misali, herkesin başında aynı bela olsa da anlatsan da kimse anlamıyor, herkesinki farklı. Zaten insan anlatacak cesareti de kolay kolay bulamıyor.

Kol kırılır yen içinde kalır. Boşuna dememiş eskiler.

4 yorum:

sarısu dedi ki...

Belki biz fazla yakındık, belki içimizde kalması gereken şeytanları birbirimiz üstüne salmaktan çekinmedik. Bu yüzden kostümlerimiz biraz yırtık pırtık, bu yüzden kimsenin bizi üzemeyeceği kadar üzebildik birbirimizi ama sevemeyeceği kadar sevdik de. Sanırım. Ama aile olmak böyle bir şey değil mi?

I <3 Marla

melve dedi ki...

<3 <3 <3
minik sarışın dostum

Eylül Köksümer dedi ki...

çok katıldım yine be. iç çektim hatta, atsan atılmaz satsan satılmaz dedim.

hep ailemden uzak, yalnız başıma kalmaya çalışıyorum. hep suçluluk ve özlem duyuyorum. bu ikisi hep kovalıyor birbirini.

bu arada bir yerde aileden falan bahsedersem ''family is trouble'' diye bir söz vardır, bilir misiniz diyeceğim. bakayım blogunu okuyorlar mı :)

melve dedi ki...

hahah öyle deme bence, ben buldum de çok havalı ol. nasılolsa okumuyorlardır. izin veriyorum hehehe