1.7.10

rutubetli düğmeler

İlk defa burda çok yalnız kaldım sanırım.
Her zamankinden yalnızdım. Bavulunu toplayıp başka bir ülkeye gitmek gibi. Ama ne o kadar özgürüm ne de arada çaktırmadan sözlüğe bakıyorum.
Ama ihtiyacım vardı İstanbuldan uzak kalmaya. Özlenmesi gerekenleri özlemeye. Düşünmemeye. Boş boş tavana bakmaya. Eski tahta kaplı yüksek tavanlara bakmaya. Rutubet koklamaya.
Ne televizyonum vardı ne bilgisayarım. Tam 4 gün, eski Rum evinde, her şeyden uzakta.

Hayır depresif ya da sıkıcı değildi. Anlamadım günler nasıl geçti.
Benim için üzülmeyiniz, aksine sevininiz. Ama çok üzldüyseniz, bir dahaki sefere siz de bana eşlik ediniz.
Burda birlikte  ama yalnız olmak çok kolay.

Uzun bir yazı yazayım dedim, yapamadım. Bu aralar yazamıyorum zaten. Ama aklımda bir okuduğum kitaptan cümle var ki gitmiyor. Son iki haftamı özetliyor.
Tam da hatırlayamıyorum ama az çok şöyle,
"Bazen bir şeyler oluyor. Onun dışında günleri, haftaları, kalemler gibi düğmeler gibi kaybediyoruz."

2 yorum:

Eylül dedi ki...

yazamama hali bana da geliyor, yeterince arınmış olduğumu ordan anlıyorum hatta. kendimi onarmam gerekirse gideceğim yerdir ada, çocukluğumdan beri gitmedim ama hep o düşünceyi bıraktı bende.

biz birkaç kız çok yıprandık, geri dönüp bizi alıp tekrar gider misin acaba? sana çok iyi bakarız. kendimizi adamaya ihtiyacımız var.

melve dedi ki...

bana çok iyi bakmasanız dahi zevkle alır götürürüm sizi. yıpranmış hanımlara ada terapisi yaptırmak misyonum gibi bir şey zaten. her sezon bir grup getiriyorum (:

onarılıyorsun gerçekten burda. ada işte bağın yok hiç bir yerle. istesen kaçıp gidemezsin bile.