5.6.10

that's how people grow up.

Uzak bir yerlere gitmek istiyorum telefonun, internetin ya da tanıdıkların olmadığı. Kısadan uzun, uzundan kısa bir zaman orada kalmak, tek başıma sergi müze gezmek, sokakta oturmak, bol bol ağlamak istiyorum. Ve yeterince arındıktan sonra olana yada olamayana takılmadan, sadece o spesifik anda orada olmaktan mutlu olmak istiyorum, geleceği kurmadan, geçmişi kurcalamadan..

Ama unuttuğum kadar unutulmaktan, geri döndüğümde geride kimsenin kalmamış olmasından korkuyorum.

Ne de olsa buradayken bile uzağım.

Bu kadar depresif olduğum için kendime biraz mesafeli yaklaşmaya başladım. Ama yapacak bir şey yok.
Kaburgalarım ciğerlerime nahoş bir baskı yapıyor. Geceleri uyumayı unuttum.
Mutsuzum. Lanet bir burjuva en çok ne kadar mutsuz olabilirse o kadar mutsuzum. Yediklerim midemde zıplarken, yemediklerim arkamdan kovalıyormuşcasına mutsuzum.
Evde daha da mutsuzum. Evde mutsuzum. Çok mutsuzum. Ama gidecek başaka yerim yok. Bunun için de ayrı bir mutsuzum.

Bugün "Çay Rusçada da ras ras" diye bir cümle kurdum, "çay Rusçada da çay" dediğime inanarak. O derece tuhaf kafalardayım.

4 yorum:

Eylül Köksümer dedi ki...

sana kızacaktım söylenecektim ''ne bu hal merve, hayat o kadar boktan değil yahu'' diyecektim.. ama o kadar mutsuzum ki, giderek artan bir biçimde.
arkandayım merve. daha kasvetli, daha hüzünlü, daha mutsuz yazılar yaz. ben yazamıyorum sen yaz.

melve dedi ki...

sanki seni duymuşum gibi bir yazı yazıyordum sen bu komenti attığın sıralarda.
misery rulz!
sen bulutları izle ben yazarım mutsuz yazıları (:

Eylül Köksümer dedi ki...

sen bu kommenti atarken de ben kendi sefaletimden dem vuruyordum bulutlu sayfaya. ya keşke benim içim kararınca o bulutlar da yağmur yüklü, sayfa gri olsa. böyle tam özdeşleşemiyorum :)

ayrıca kelime doğrulama butonunda ''acition'' yazıyor. blogger bize ''ajitasyon yapmayın len'' mi diyor yoksa?

melve dedi ki...

interaktif bulut tasarımı! çok acayip bir şey olurdu.

bence blogger bizim acımızla besleniyor ahahaha!