23.5.10

old maid

Bir kaç saat sonra Antalyaya gitmek üzere yola çıkıyorum. Uzun otobüs yolculuklarından nefret ediyorum. Gerçi bindikten sonra da hiç bitmesin istiyorum. Hep gidelim.
Gitme hissini seviyorum.
Ama bu gün biri bana gitme desin isterdim. Biri gitme dese hemen Ulusoya koşar biletimi iptal ettirdim, gitmezdim.
Nedense bu bir kaç günün hayatımın en güzel günleri olacağına inanmıştım. En azından bir kaç aydır süregelen tuhaf işkolik boş hayatımın.
On the bright side, sonunda direksiyon sınavından geçtim. hurreeey!

Bu yaşta bu kadar mutsuz olmamamlı insan.
Dertleri henüz azken mutlu olmalı, dışarı falan çıkıp kelebek kovalamalı, baloncuk yapmalı...
Kendini bomboş bombok bir "old maid" gibi hissetmek için çok erken.
Küçük depresif kişiliğimden nefret ediyorum. Hüzünlü bir palyaço gibi hissediyorum kendimi - ki palyaçoları da hiç sevmem, bir keresinde Kadıköyde palyaço kovalamıştı beni- Komik bir insanım kendince, sadece belli insanlara hitap eden bir espri anlayışına sahibim. Amerika da yaşıyor olsam pis komedi kluplerinde çıkar meşur olmaya çalışırdım. Ya da belki striptizci olurdum. Bilmiyorum. İş iştir.

Sonsuza dek bu koltukta kalmaktan korkuyorum.

Hiç yorum yok: