23.1.10

imperfectly.perfect.

Geçmiş, ziyaret etmek güzel ama orda yaşamak istemem.

Geçmiş hiç birimize iyi davranmadı aslında. Kötü, kötü olduğu için hatırlandı. İyi, bir daha geri gelmeyeceği için üzdü.
Evet haklısın, Geçmişin benim salındığım huzurlu tarafının yanında, karanlık, girilmesinin hiç bir zaman hoş olmadığı bir tarafı da var. Ama tuhaftır ki benim melatonin, serotonin ve endorfin salgılamakta oldukça cimri davranan küçük beynim, konu hatıralar olunca bana bir kıyak geçiyor ve anıların üstünü cup cake sevimliliğinde bir bulutla kaplıyor. Hiç bir günün o kadar mutlu o kadar parlak olmadığını biliyorum, üstelik de hafızam saçma ayrıntılar konusunda canavar gibidir. Ama.. Nasıl desem... Bu, Harry Potter daki ayna gibi. Görmek istediğini gösteriyor. Ben de zavallı bir şekilde hayran hayran izliyorum o yanılgıyı.
Bugünün keyfini çıkarmamı engelliyor, bu güzel karlı günün.
Dün Eskilerden biri de böyle söyledi, "eskiye takılırsan bugünü yaşayamazsın" dedi.
Ama who cares. Ona da söyledim. "Bugünde mutlu olmadığım için geçmişte yaşamak istiyorum" dedim, "Özlediğim sen değilsin "o", beni yanlış anlama." Özlediğim o zaman dilimi ve o zaman dilimindeki sen, ben, diğerleri.
Peki o zaman diliminde tam bir salak mıydım? Evet. Kendime çok mu güveniyordum? Evet. Her şeyi başarıp, her şeye sahip olabileceğime mi inanıyordum? Kesinlikle evet!
Değiştiğim için, yaşadıkları mı yaşadığım için pişman mıyım? Sık sık hayır, bazen evet.

Eskittiğim "ben"lerimimi basmıyorum bağrıma, ayıp ediyorum belki ama şimdi ki beni görseler çok gururlanırlar eminim, onların emeği sonuçta. Saçmalamasaydım bol bol, kazık yemeseydim, kimsenin kalbini kırmasaydım ve kendi kalbimi mümkün olan en steril şekilde kırdırmasaydım şimdi ki ben olamazdım. Yaptıklarımdan, söylediklerimden her zaman hoşnut olmasam da, kendimi seviyorum, nevi şahsına münhasır kişiliğimi seviyorum. Bu konuda mütevazılık edemiyorum.
Hatırlamayı seviyorum.
Ve bugünün de bir gün geçmiş olacğını bilmek içimi rahatlatıyor.

Eylül'ün kırık plastik yarış arabaları yazısına ithafen.

2 yorum:

melve dedi ki...

Bu arada evde mahsur kaldık. çok kar var çok.

Eylül Köksümer dedi ki...

eylül'ün kırık plastik yarış arabaları da sana ithafen yazılmıştı :)
nevi şahsına münhasır olduğun konusunda hemfikirim. kırk yılda bir senin gibiler gelir, etrafı dağıtır, fazla fazla ilham verir, hem kalp kırar hem de kırılır, sonra da o bayıldığımız filmler çıkar.