2.11.08

fotoşortta popomu kes

Bordem
\ˈbȯr-dəm\
noun (uncountable)
: the state of being weary and restless through lack of interest
*The first record of the word boredom is in the novel Bleak House by Charles Dickens, written in 1852, in which it appears six times, although the expression to be a bore had been used in the sense of "to be tiresome or dull" since 1768. (Wikipedia)



Bir cok farklı sey ve durum can sıkıntısına neden olabilir. Yapacak hiçbir şeyin olmamasının yarattığı boşluk duygusundan beslenebildiği gibi, yapacak çok şeyinin olması ama bunları yapacak hevesin ve mecalin olmamasından da ortaya çıktığı sıksık görülmüştür. Sizi hayatınızın her evresi ve günün her saatinde mekan ayırt etmeksizin yakalayabilir. Bir kafede sevgilinizle otururken etrafa bakınmanıza, okulda dersin en lüzumlu yerinde elinize karalamalar yapmanıza, tv karşısında salya akıtmanıza, bir pazar sabahı öğlen üçe kadar yataktan çıkamamanıza neden olabilir. Uyuşukluk ve tembellik, can sıkıntısıyla el ele koşarlar.

"Got a low low feeling around me
And a stone cold feeling inside
And I just cant stop messing my mind up
Or wasting my time"
(Moving- Supergrass)

Her şeyi yapabilecek kabiliyete sahip olduğuna inanıp da hiç bir şey yapmayan, benim gibi, "öldürücü" egoya sahip insanlar sıkıntı türünün en bogucusuyla başa çıkmak zorundadırlar. Çünkü bahsi geçen öldürücü ego, kişileri kaderlerinde harikalar olduğuna inandırır ancak hemen sonrasında onları durdurarak aklınca muhtemel başarısızlık ve yenilgilerle yüzleşmelerine engel olur. Bu sonunda kalbinin kırılacağından korktugundan- ki ihtimaller yarı yarıyadır- bir ilişkiye başlayamamakla büyük benzerlikler gösterir. Bu tip ego kaynaklı engellenmeler, insan bünyesinde ağır, yogun bir hissiyata neden olur, bu da can sıkıntısının gelişimine ortam hazırlar. Kişilerin bir takım allah vergisi yeteneklere sahip olması durumunda- ki böyle durumlarda olduğunu varsayarız, egoların bir çıkış noktası olması lazımdır- egolarını zedelemeden bir şeyler yaratma yolları buldukları gözlemlenmiştir. Bkz.: Deneysel müzik, deneysel sinema, Harry Potter.

Elbette ki sıkıntıdan bir şeyler yaratmak sadece bir grup insana mahsus değildir. Yapacak hiç bir şeyleri olmadığından sıkılan insanların yaratıcılıklarını kullanmaya yöneldikleri sık ratlanan bir durumdur. Canı sıkılan insanlar güzel sanatlar dallarında bir çok esere imza atmışlardır. Günümüzde hala oynanmakta olan oyunların bir çoğunun can sıkıntısından doğduğuna inanılmaktadır. Bkz.: Quidditch. Bir şeylere sıkılan insanların ise bir şeyler yaratması nefes almaları kadar doğal karşılanır. Bu insalar bir şeyi dert edinmişlerdir bunun sonucunda ise kitap, şarkı yazmış, film çekmiş, savaşmış hatta zaman zaman devrim yapmışlardır.

6 yorum:

the fool dedi ki...

devrim yapıp mugglelarla bulanıkları öldürsene. marla riddle.

Marla Glass dedi ki...

:)

Ash Killroy dedi ki...

can sıkıntısından şarkı yazmaya başlayıp, akabinde gelen hayatın yükünü kaldıramayarak öldü.

deyu manşetimi görüceksiniz

Marla Glass dedi ki...

ilahımsın
ilhamımsın
haskjskjsj

Cansu dedi ki...

can sıkıntımın orta yerindeyim kafamın karışıklıı, bünyemde barındırdıım ağırlık ve asla uyuamama durumu. bu blogu okumak için kötü bi zmn seçtim. asla kendimle konuşamadıklarımı okuttun bana. haftaya 8. günü yarat uyku ve deneysel elektronik koy içine ya da bir lighting workshop!!!

Marla Glass dedi ki...

bazı şeyler ağızdan çıkmayı bekliyor "gerçek" olabilmek için.

haftalar 8 gün günler 26 saat olsun sevdiceğim,
sapıkçasına frou frou ve death cab dinlemimi açıkla yeter ki.