26.4.08

Pupa Yelken

Koskocaman bir yalan söyledim bu gün.
Yalan söylemekle kazanacağım bir şey de yoktu üstelik, aynı gerçeği söylemekle kaybedecek bir şeyimin olmadığı gibi.

Önce pek hoşuma gitti yaptığım şey,
"Ne iyi ettim!" dedim.
Sonra tiksindim kendimden.

Şuursuzca yalan söyleme isteği ne tuhaf şeymiş.

Kedim iyiyleşti. Pek çok mutluyum ama yine de 2 gün de bir doktora götürüyoruz.

Aylardan sonra bir kitabı baştan sona okumanın gururu içindeyim, üstelik de çok bğendim. Ama kitap okuma yetim köreldiği için karşıma çıkan herhangi bir kitabı da beğenebilirdim belki. Bilemedim.

Saatlerce snooker izleyebiliyorum. Şimdi Neil robertson ı izlemekteyim ama tabiki herkes gibi benim de favori adamım O’Sullivan. Üstelik anlıyorum da oyunu ama oynayabileceğimi sanmıyorum. Keşke becerebilsem çok kuul olurdum. Bir de saksafon çalsam çok kuul olurdum.

Cuma partilerin yaşama nedenlerimden biri oldu. Steve, Thomas, Oğulcan, Sadi çekirdek kadrosu ve değişken katılımcılarla taksim geceleri oooh yeea! Pek bir şey yapmıyoruz gerçi, dedikodu yapıyoruz bol bol, aynı insanlara uyuz oluyor oluşumuzun harika bir şey olduğu söyleyip, bu arkadaşlık bambaşka diyoruz ve mutlu oluyoruz ( Steve Rulez!). Sonra bütün hafta ne kadar eğlendiğimizi konuşuyoruz.

Alışverişe çıkmak istiyorum. Ödevlerimi bitirmek istiyorum ama önce başlamam gerektiği gerçeğini unutmak istiyorum. Param olsun istiyorum. Annem artık sigara içtiğimi kabullensin istiyorum. Yeltay'ı daha çok görebilmek istiyorum. Kafam rahat olsun artık istiyorum.

Annemler gelirken tatlı bir şeyler alsınlar istiyorum.

Bu kadar.

Hep çok güzel şeyler geliyor aklıma otobüsteyken ama sonra unutuveriyorum hemen. Buf!

2 yorum:

Ash Killroy dedi ki...

takip edemediğimden bu yana dökülmüşsün, başlıyorum efendim:

-ay vant yu tu meyk lav tu mi.

Marla Glass dedi ki...

this is it