22.3.08

Şarkılardan anlam çıkarmaca- Musical moronculuk

Bir şarkının iyi ve ya kötü olması hiç bir zaman çok şey ifade etmedi bana(Manken bozması sarkıcıların ve türevlerinin şarkılarını şarkıdan saymadığım göz önünde bulundurulmalı). Benim için asıl önemli olan hikayeleriydi...Şarkıların hikayeleri iç içe geçer beynimde, benim uydurduklarımdan başka da hikayeleri vardır şarkıların, söyleyenin, yazanın.. Ve şarkıların kokuları vardır ve hikayelerin şarkıları vardır, bir sokaktan aşağıya yürümenin başka, o sokaktan yanında o insanla o mevsimde yürümenin başka, Baho'da oturmanın bambaşka bir şarkısı vardır. Ve sahildeki Atatürk heykelinin mermerlerinden kayarken "Wonderwall" söylenir. Ne yazık ki bu şarkılar genelde İngilizcedir. Snopluk yaptığımdan değil, Türkçe müzik dinleme alışkanlığım pek olmadigindan.

"Bu şehirde bir kadın var / Adı bana özel." Hayatımın küçük dramalarının bir numaralı şarkısıdır Cem Adrian'ın Bana Özel şarkısı. Yıllar önce ben bu şehri, bu ülkeyi bir mevsimliğine terk ettiğimde bu şarkıyı dinledim hep. Ve birilerinin "bu" şehirdeki özel kadını olmayı diledim

Teoman'a karşı özel bir ilgim yoktur. hatta bir çok şarkısını alamsız bulurum ama gönülçelen albümünün hayatımda farklı bir yeri vardır. Belki Gönülçelen (Çavdar Tarlasında Çocuklar) kitabını çok sevdiğim için -hatta "Evet, Salinger en sevdiğim yazar" dediğim ve arada durup Seymor Glass neden kendini öldürdü diye düşündüğüm için- (teşekkürler bu arada) olabilir ya da ordan burdan arak melodiler üzerine muhtemelen kafası iyiyken yazılmış sözlerden ara ara seçtiğim metaforlar için yahut da albüm bana bebeklik arkadaşımın hediyesi olduğu içindir. Kim bilir.

"Kırıklarını aldırdım kalbimin." Kalbinin kırıklarını aldırmak. ne kadar güzel bir benzetme! Ve sık sık gerçek olmasını dilediğim şey. Girip berbere, yumuşak deri koltukta bir tur döndükten sonra kalbimi çıkarıp şöyle demek istiyorum "Ahmetciğim uçlarından alalım ama geçen seferki gibi çok kısaltma sakın." Nitekim kırıklarınından tamamen kurtulmayı asla istemem, o zaman genç olmanın ne anlamı kalır. (Bunları düşünürken kulaklarımda Mr. Bennet'ın Elizabeth'e söylediği şu sözler çınlar: " Evet, senin de yaşın geldi artık gidip kalbini kırdırabilirsin.")

Ben bir müzikal karakteriyim. Hayatımın bir arka fon müziği var, hiç susmaz. Hep kafamda çalar.
Veganın solistinin sesi çoğu insana rahatsız edici gelse de kafamda çalması beni asla rahatsız etmemiştir mesela. Taa "Hadi baylar/ Tırmalayalım mı her yeri/ yoksa atalım mı bir adım geri/ tamam tamam sustum" zamanlarından beri severim onları. Ama Vega "alışamadım yokluğuna" ile kalbimi fetheder. Hatunun tuhaf sesiyle söylediği şarkı, serin bir eylül akşamı kalabalık ve gürültülü bir yerde- RocknCoke- eski sevgiliye mırıldanılır. Ve her şeyin eskisi gibi çok güzel olucağına dair çocukça bir inançla yeniden başlanır. Tahmin edilebileceği gibi hikaye mutlu bitmez. Ve kahramanımız yeniden beyaz atlı prensini aramaya koyulur. ( İşte bu sırada uzaklarda birileri şu şarkıyı mırıldanır "I'm sick of seeing you cry/ And wasting all your time/ On someone who will never care enough/ To make you feel loved/ To make you feel safe/ I would drop my life to take his place/ So carry me around/ Like a picture in your purse/ Pull me out when things are at their worst/ Who we ever met/ And who we ever missed/ Each one had a role in this." Techromance- Her Space Holiday)

Bir zaman sonra Vega, Tatlı Sert albümüyle yeniden çıkar karşıma. Tam da ben yeniden uzak diyarlara doğru yollara düşmeden önce. Ve der ki: Beyaz mendil falan sallamazsam/ n'olur üzülme/ beni düşünme/ beni bir daha asla düşünme. Tamam dünyanın en anlamlı şarkı sözleri değil, olmasıda gerekmiyor zaten. Hani derler ya "cuk oturdu". Ve verandada oturken -ne dediğini anlamayan insanların memleketinde- bağıra bağıra yine Vega söylenir. "Raks ederken balkonumda/ Yine uçmak var aklımda/ Gülüyorum/ Arkamda kaldı yaptıklarım." Duruma daha uygun başka bir şarkı daha bilmiyorum, varsa da ben bilmiyorum.

Ben şarkıları arkadaşlarım gibi severim ya da çikolatayı, armutu sevdiğim gibi. Eğer bir parça bile ben varsa yada benim ağzımdan da çıkabilecek bir cümle geçiyorsa içinde koşulsuz severim onları, kimini çok dinlersem sıkılırm kimini ne kadar dinlesem de yetmez. Ben şarkılarımı özlerim. Gecenin bir vakti uyarım canım bir şarkı çeker deli gibi, dinlemeden uyuyamam. En güzel şarkılar aşk şarkılarındır bence, onlardan herkes kendine bir pay çıkarabilir, herkes birilerini sevmiş, terk edilmiş, aşık olmuştur (olmayana ayrıca üzülürüm zaten). Politik içerikli şarkıları hiç sevmem ya da toplumsal konulardan söz edenleri.

Hayatta iyi yapabildiğimi iddia edebileceğim sadece üç şey vardır: çadır kurmak, televizyon izlemek, müzik dinlemek. Özellikle de sonuncusuna her zaman hak ettiği özeni gösteridiğimi, hatta kendimi "musical moron" olarak tanımyabileceğimi söyleyebilirim hiç çekinmeden.-ama ustaların karşısında saygıyla eğilirim :D-

Bu bir TK150 ödevidir.

2 yorum:

nomad dedi ki...

oha senin bu kadar düzgün bir anlatımla, bu kadar ifade rahatlığı çekerek, öznel bir yazı yazıp da böylesine su içer gibi okutabileceğini hiç düşünmezdim. adeta göt oldum...

Marla Glass dedi ki...

teşekkür ederim...sanırım..